Facebook

This is default featured slide 1 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

This is default featured slide 2 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

This is default featured slide 3 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

This is default featured slide 4 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

This is default featured slide 5 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

15 Şubat 2013 Cuma

GELECEK NASIL OLACAK - İSMAİL TUTAN



Birikimli ve milli gayretli kardeşim İsmail Tutan Bey, Üniversitede tarih hocası bir dostunun verdiği, mürşidi kâmil ve ilmiyle amil bir Zatın H. 1312 senesindeki sohbetinde; yüzlerce yıl sonrasına ait teknolojik gelişmeleri keşfen bilip haber verdiği önemli müjde ve işaretleri, Osmanlıca aslından biraz sadeleştirip okurlarımıza arz ediyoruz.

“Küre-i Arzın ekşafıyla (keşfedilen her yeriyle ve sırlı derinlikleriyle) muhabere edildiği (iletişim gerçekleştiği) gibi; bazı şuaat (ışınlar ve sinyaller) vasıtasıyla Merih, Zuhal ve Utarit gibi seyyarat-ı saireyle (diğer gezegenlerle) de muhabere edilecek (oranın sakinleriyle iletişime geçilecek)tir.”

 Telsiz ve telgraf gibi (tellere ve aletlere ihtiyaç kalmadan) pek uzak mahallere dahi, bila vasıta (araçsız) sedayı (sesleri ve sözleri) nakledecek (iletişim) aletleri icat edilecek; bununla herkes yan yanaymış gibi (görüntülü) konuşup sohbet edecek; bu aletin (cep telefonları ve internet bağlantılarının) sayesinde ittifak ve ittihadı düvel (devletlerin ticari, siyasi ve kültürel yönden yardımlaşıp dayanışmaları hususunda) çok tesirli faydası görülecektir.”

“Sevahilde (sahil ve deniz kıyısı ülkelerde) bir alet yapılacak ki, tazyiki hava vasıtasıyla (havada oluşturulacak küçük karadelikler misali güçlü dalga akıntıları ve elektromanyetik alanlarla) iki saatlik uzak mesafelerden geçen gemileri (ve havadaki büyük mermileri) bile, şiddetli fırtınaya tutulmuş gibi bir hal içinde gark ve nabedid edecektir (suda boğulup batmasına ve ortadan kaybolmasına sebebiyet verecektir).


 “Kur’an-ı Kerim camiyi ulûm ve fünun olduğu (bütün ilimlerin ve müspet bilimlerin temel şifrelerini özünde barındırdığı halde, maalesef Müslümanlar bunlardan gafil, cahil ve gayretsiz bulunduğundan izzet ve hâkimiyetleri kaybolup) zayi olacağından (ardından gelecek bir kutlu dönem sayesinde) İslamlar Dinlerinde kuvvet buldukça bunları (yeni teknoloji harikalarını) birer birer Kur’an’dan istihrac edip (çıkarmak suretiyle Müslümanlar yeniden yükselişe geçeceklerdir).

Hatta ba’del keşif (bu keşif ve icatlardan sonra), daha önce Müslümanların Kur’an-ı Kerimdeki bu “ta’zime”den (ehli imana ikram ve işaret edilen çok kıymetli ve hürmetli ilimlerden) nasıl olup ta bir şey anlayamadıklarına taaccüp (hayret) edeceklerdir.”

“(Öyle) Bir vakit (gelecek ki) makineler (cereyan) tazyiki ve hava kuvveti (güneş enerjisi) ile işleyecek ve artık ateşe, kömüre (ve petrole) ihtiyaç kalmayacaktır.”

“Vapurlar da bir başka şekle sokulacak, (ateşsiz ve dumansız nükleer güçle çalışacak) daha sonraları ise (çok daha süratli ve emniyetli taşıma araçları çıkarılacağından bunlara ihtiyaç kalmayıp) büsbütün ortadan kalkacaktır. Öyle ki zırhlı araçlar ve tanklar da artık hiçbir işe yaramayacak, başka türlü harp vasıtaları çıkarılacaktır. Hatta Müslümanların icat ettikleri acaip zırhlılar (görünmez ve etkilenmez araçlar)la havada ve deryada harp ve cidal ettiklerine, herkes şaşırıp kalacaktır.”

“Bir zaman gelecek ki, o dönemin adamları, eskiden döşenen şimendifer (tren) raylarını sökerek; “bakınız eski zaman insanları ne kadar bilinçsiz ve çaresiz imişler ki, karada kemali süratle (en hızlı şekilde) yürümek için, tutup yerlere böyle demir yollar döşeyip bunların üzerindeki kaba arabalarla yolculuk ederlermiş” diyecekler. (Çünkü kendileri Hz. Süleyman A.S. devrindeki gibi, insan ve eşyanın süratle ve ışınlama suretiyle nakledileceği günlere erişecekler)

"Büyük şehirlerdeki kaşane-i aliye (yüksek apartmanlar) ceviz cesametinde (küçük top büyüklüğünde) yapılacak mevat-i nariye (ölüm ateşleri veya ateş kusan cansız gülleler) ile berhava edilerek (yıkılıp gidecek)tir.”

"Rusya’nın garbi cenubi cihetinde (Güneybatı bölümündeki ülkelerden başlayacak) manevi tüfek şeklinde (birbirini) dinamitleyen (bir isyan) ateşi, hemen hemen (Sovyetlerin) üstünde patlamak üzeredir. Rusya 17 parçaya bölünecektir.”

“Asyalılar ve Afrikalılar (Müslümanlardan öğrenip) icad ettikleri aleti mahsusa (çok özel araçlar) sayesinde; göklerde uçacaklar, yerin altında yürüyüp dolaşacaklar, hatta postalarını (nakledilecek eşyalarını) yeraltından ve süratle taşıyacaklardır.”

“Müslümanlar arasında la-yetezelzel (asla sarsılmaz ve yıkılmaz) bir ittifak ve ittihat (birlik ve beraberlik) hâsıl olacak ve günden güne daima terakki ve teali ederek (gelişip yükselerek İslam birliğini kurup, Hak ve adaletin hâkimiyetini sağlayacaklardır.)”

“H. 1431 (miladi 2010) senesi ve sonrası, Hıristiyan ve müşrikinin, mebde-i hüsranı (perişanlık ve helakinin başlangıcı) olacak (zulüm ve küfür saltanatları başlarına yıkılacaktır).

3000 YIL SONRA İSRAİL -MUSTAFA ÖZCAN



(Mecelletü"l Ezher"i (Ezher dergisi)nin) Temmuz (2008) sayısında "Nihayetu İsrail, mahtume"/İsrail"in sonu kaçınılmaz ve kesindir başlıklı yazıya rastladım.

İsra Sûresinden yola çıkan yazar Prof. Hamdi Futuh Vali, sûrede beyan edildiği gibi Yahudilerin iki ifsade ve yükseliş devrinden bahsetmektedir. Buna mukabele olarak kimi Yahudiler de aynı silâhla Müslümanları vurmak üzere Tevrat"a dayalı Müslümanların iki yükselişinden bahsetmektedir ve Müslümanların son yükselişinin de günümüze tekabül ve isabet ettiğini ileri sürmektedirler. Bu, sembolizm veya simya alanındaki mücadeleyi gösterir.

Kur"ân-ı Kerim Yahudilerin ifsat dönemleriyle alakalı olarak birinci veya ikinci vade dememiş belki birinci ve sonuncu kez demiştir. Bu da Yahudilerin ifsatlarının üçüncü veya dördüncü defa olmayacağını sadece iki defa ile sınırlı olacağını haber vermektedir. Dolayısıyla bazılarının " fein udtum udna" ifadesinden üçüncü veya daha fazla ifsat dönemleri çıkarmaları yanlıştır. Sonuncu defasından sonra zaten kıyametin saaati yaklaşmaktadır. İsra Sûresinin başında birçok kişinin gözünden kaçırdığı çok dakik hususlar var.

Sözgelimi "Letüfsidünne fi"l arz"/Yeryüzünde bozgunculuk yapacaksınız ifadesindeki yeryüzü aslında bir cihetle diasporanın örgütlenmiş hali olan Henry Ford"un deyimiyle beynelmilel Yahudi"ye işaret etmektedir. Arz ifadesinden yeryüzü çıktığı gibi aynı zamanda beynelmilel Yahudi ifadesi de çıkar.

Yazar Vali, Hazreti Musa"nın 124 yıllık hayatı boyunca Arz-ı Mev"ud"a giremediğini ve Harun Aleyhisselam"ın vefatından üç yıl sonra onun da vefat ettiğini ve fetih sürecini tamamlamanın Yuşa Bin Nun"a nasip olduğunu söylemektedir. Bununla birlikte, müellifin Yuşa Bin Nun (Aleyhisselam)"la alakalı yorumları Kur"an-ı Kerim"in ruhuyla çelişmektedir. Bu ayrı konudur.

Hatırlayanlar bilirler önceki yazılarımdan birisinde Hazreti Musa Aleyhisselam"ın 124 yıllık ömründe tamamlanamayan sürecin aslında 40"ar yıllık 3 dilim halinde tamamlandığını ifade etmiştim. 80 yıllık Musa Aleyhisselam"ın nübüvvet dönemi ve 40 yıllık Yuşa Bin Nun dönemi. Davud ve Süleyman (Aleyhisselam) dönemleri ise bundan farklıdır. Davud Aleyhisselam ile Süleyman Aleyhisselam"ın toplam iktidar dönemleri 70 ile 80 yıldır. Bu iktidar diliminin çoğu Süleyman bir kısmı da Davud Aleyhisselam"a aittir. Huruçtan Arz-ı Mev"ud"a girişin 120 yıl sürdüğü dikkate alınarak İslâm dünyasının da Filistin"e tekrar kavuşmasının 120 yıl süreceği öngörülüyor. Kimilerine göre bu süreç 1897"de Basel Konferansı ile birlikte başlıyor.

Buradan iz sürdüğümüzde karşımıza 2017 yılı çıkmaktadır. Bu da yaklaşık olarak Davud Aleyhisselam tarafından 3 bin yıl önce kurulan gerçek (MÖ: 1016) İsrail devletinin simetrisine denk gelmektedir. Bu varsayıma göre, İsrail"in ömrü 68 veya 70 yıla tekabül etmektedir ki, Hazreti Davut ve Süleyman Aleyhisselam"ın fiilî iktidar dönemlerine eşittir. Davud ve Süleyman Aleyhisselam"ın kurduğu devletin ömrü yaklaşık 80 yıldır ve bazıları gerçekte bunun 70 yılla sınırlı olduğunu söylemektedirler ve bundan sonra devlet parçalanmış ve iki parçaya ayrılmıştır. Kısaca Davud Aleyhisselam"ın kurduğu gerçek İsrail devletinden sonra kurulan ve Natura Karta gibi Ortodoks Yahudilerce sahte sayılan Teodor Hertzl"in vadettiği yeni İsrail devleti, Davud Aleyhisselam"ın kurduğu devletten yaklaşık 3 bin yıl sonra tarihe karışacaktır. Bu aşamada, sahte ve siyasî peygamber Teodor Hertzl"in sahte Davud ve Süleyman devleti yıkılacak ve yerine Davud ve Süleyman"ın gerçek mirasını taşıyan devlet kurulacaktır. Onun süresi de (Allahu â"lem) yine gerçek Davud ve Süleyman devletinin ömrü kadar olacaktır.

Bugün yaşanılanlara dair Kur"ân-ı Kerim"de birebir işaret vardır. Sözgelimi, "Ve cealnakum eksere nefira" âyet-i kerimesi İsrail ve ABD ilişkilerine işaret etmektedir. Nefir harp teknolojisi demektir. Bu ayet Carter"ın da işaret ettiği gibi İsrail"in nükleer tersanesine ve Araplara karşı nitelikli silah üstünlüğüne işaret etmektedir. Ve ABD, daima İsrail"in bu nitelikli üstünlüğünü muhafaza etmeyi taahhüt etmektedir. Keza İsra Sûresi 104"üncü âyette ikinci ifsadenin ve büyüklenmenin nasıl olacağının işareti verilmektedir. Babil sürgünü ve akabinde M.S. 70 tarihinde Romalılarca Yahudilerin diaspora olarak yeryüzüne dağıtılmasından sonra ikinci ifsade ve yükselme dönemlerinde Yahudilerin tekrar Arz-ı Mev"ud"a toplanacakları beyan edilmektedir. Bu ayetteki "lefif" ifadesi bunun sırrı ve şifresidir. Son vade geldiğinde ise Müslümanların yeniden Mescid-i Aksa"ya girecekleri ifade ediliyor; hadisler de bunu teyid etmektedir. Müslümanlarla Yahudiler savaşmadıkça kıyametin kopmayacağı ve bu savaşta taş ve ağaçların dile geleceği ve arkalarında saklanan Yahudileri haber vereceklerini ifade ediyor.

9/5/2002 tarihli Afak Arabiyye gazetesi Ahmet Yasin"e dayanarak böyle bir gelişmeden haber vermektedir. Bu Ahmed Yasin"e göre zafer müjdelerindendir. Olay şöyle gelişir: Ramallah"da Filistinliler bir yerleşimciyi kovalamaktadırlar. Adam gider ağaçların arkasına gizlenir ve ağaç dile gelerek arkasındaki yerleşimciyi haber verir. Bu da hadis-i şerifin olaylarca tasdiki makamındadır. Bilindiği gibi Birinci İntifada tamamen taşların dile geldiği ve Rabin tarafından Filistinli gençlerin taşlarla elinin kırıldığı bir dönemdir. Ve ağaçların Yahudilere karşı çıkmasının bir nedeni de binlerce ve yüzbinlerce zeytin ve benzeri ağaçları kökünden sökmelerindendir. Halbuki bu bölge zeytinin vatanıdır. "Vettini vezzeytuni" ifadeleriyle Allah onlara kasem etmektedir. Beni İsrail ise Allah"ın kasem ettiklerine hakkı hayat tanımamaktadır. İşin böyle sembolik boyutları da vardır. Allahu â"lem.
www.habereditor.com

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI SENARYOSU



4 Mart 2010  Memurlar.net sitesinden... 

ABD ve İsrail Türkiyeyi doğu blokunun kucağına doğru iterlerken zaten olası bir iran- Abd- İsrail savaşında Türkiye nin tarafsız kalacağını bilmekteler. Bu savaşa Türkiye karşı çıksa da: başladığında savaşa hemen iran ın yanında Suriye ve filistin de dahil olur.İsrail hava operasyonlarında ABD ye destek verirken kara operasyonunu Filistin üzerinden başlatır.

Rusya Müttefiki İran ile ABD arasında arabuluculuk yapmaya çalışır ancak başarılı olamaz. Bunun üzerine savaşa girer. Abd ile Rusya Afganistan da savaşa cephe açarlar.

Bu sırada Abd Türkiyeyi savaşa dahil etmek için Rusyadan İran'a Gürcistan üzerinden destek veren Rus birliklerine İcirlikten Türkiyeden izin almaksızın saldırarak Türkiyeyi savaşa sokar.Türkiye bunu açıklamaya çalışsa da Rusya hemen karşılık vererek Bir Türkiye Rusya cephesi açılır.

Türkiye Abd nin üslerini kapatmasını ister Abd üsleri boşaltmaz gerilim tırmanır.ve Abd Türkiyeyi yalnız bırakır.Türkiye Rusya ile harbe girer ancak Rusya gürcistanı hemen işgal ederek türkiyenin doğusundan akdenize uzanan hatta bir koridor açar suriye sınırına kadar iner, Hatay- Mersin Rusların eline geçer.

İran üzerinde Abd kara işgaline başlamıştır ve başarılı olur.Tahrana doğru ilerler ve hükümeti devirir.Bu sırada Ruslar Akdenize inme emellerine kavuşmuştur.

Ancak İrandan çekilmeyen ABD kuzey ırak ı ve suriyenin bir kısmını içine alan bölgede bagımsız kürt devletini kurar ve tanır. Savaşa İngiliz Fransız ve İtalyan yalakalarda dahil olmuşlardır.

Türkiyenin savaşta olmasını fırsat bilen Bulgarlar edirneyi işgal ederler. pastadan pay almak pahasına Rumlar kuzey kıbrısta ayaklanır ve orayı İngilizlerin yardımıyla alırlar.

Afgan cephesinde kanlı ve nükleer bombalarla Rus Abd gövde gösterileri olurken .Bu sefer Abd den yardım isteyen Türkiye Abd tarafından ret edilir. savaş 2010 haziranin da başlamış ve aylardan 2010 Kasımayında savaş dünya savaşına ve dinler savaşına doğru dönmüştür. Araplarda huzursuzlanıp ayaklanmışlardır.Cihat çağrıları her taraftadır.

Abd Kıbrıs üssünü kullanarak Rusyayı durdurmak ve kontrol edebilmek amacıyla incirlik üssününe saldırılmasını bahane ederek incirligi ve Adanayı işgal eder.Türkiye artık 2 bloktada savaşın göbeğindedir .

Abd donanmasının  bir kısmıyla İstanbulu ve bogazları almıştır ve Rusya yı kontrol edebilecek her yeri işgal etmiştir.
Türkiye parçalanmanın eşiğindeyken. Birisi çıkar : kuzeyden gelen bu kişi Afganistan dan kaçan ve Türkiyeye sığınan bazı komutanlar ile işbirligi yapar küçük bir ordu kurar (100.000 kişilik bir ordu) önce Rusya Gürcistan üzerinden açtığı akdenize inen koridor bağlantısını keserek TSK yı Nigde çıvarında rahatlatır, Rus ordusunun bağlantısı kesildiği için Rusya Birliklerini geri çekmek zorunda kalır Çok kayıp verir.

Bu sefer bu küçük birlik Akdenize doğru inip incirlik Ankara arasında Abd birlikleri ile savaşır Burada da savaşı kazanırlar ( Bu ordu sonradan katılanlar ile birlikte 300.000 kişi civarına ulaşmıştır) Büyük bir Türk Abd savaşı olur 300.000 kişilk ordudan geriye 100.000 kişi kalmıştır ve Abd geri çekilmek zorunda kalır büyük kayıplar vermiştir ordusunun birini kaybetmiştir bu arada Fransız ve İngilizlerde gönderdikleri birliklerde yok edilmiş veya esir alınmıştır. 

Bu esnada iran içten çete savaşı sürdürür ve Abd İsrail birlikleri ile mücadele vermektedir.


Türkiye savaşta Abd ve diğerleri ile savaşa devam ederken Rusya Türkiyede işgal birliklerini çekmiş ve Türkiye ile ittifak yapmıştır. Savaş artık Abd –İngiltere-İsrail-Fransa-İtalya ile İran-Türkiye-Rusya-Suriye-Filistin ve Bazı arap devletleri ekseninde dönmektedir.


Abd ye karşı savaşı kazanan Bu kücük birlik 300.000 kişiye ulaşmıştır ve Tsk ile birlikte istanbulu geri alma savaşı başlar Bulgarlar işgal ettikleri Edirneden Rusyanın talimatıyla çekilerek Türklere yardım ederler İstanbul alınır yıl 2012 dir. Bu birlik İstanbula gider ve onun Hz Mehdi olduğu anlaşılır artık ona Mehdi denilir.Burada emanetleri alır.
Sonra İran da ve Irakta bulunan ABD ve İsrail ve diger müttefiklerinin gücleri işgal ettikleri Suriye ve İran arasından Irakta toplanırlar.Vatikandan da savaş çagrıları yükselmiştir. Abd İsrail e destek çok gecmeden Suriye üzerinde Fransızlar İngilizler ve İtalyanlardan gelmiştir.

Çin ise henüz daha savaşa girmemiştir.

Güclenen Mehdi birligi savaşmak üzere Armegedon savaşı için şam a doğru gider bu esnada Tüm teknik cihazlar foton kuşagının etkisiyle bozulmuş ve çalışmamaktadır. dolayısla savaş eski usullere kalmıştır. Dolayısıyla artık teknoloji işe yaramamaktadır.

Kahraman Türk ordusu artık dünyanın en gözü kara ve önünde durulamaz ordusudur artık. Mehdi ile birlikte şama giderler orada büyük bir savaş olur bu savaşta Abd komutanları ve İsrailli komutanlar öldürülür.

Ordu İsrail üzerine gider İsrailli hahamların yer aldığı ve başlarında büyük deccal denen haham’ ın olduğu İsrail savunması Şam da Türk ordusuna katılan Hz İsa tarafından öldürülür.

Artık tüm sınırlar geri alınmıştır .Sonradan savaşa katılan arap ülkeleri ile beraber Başkenti İstanbul olan Büyük İslam devleti kurulur.Bu devletin sınırları eski Müslüman devletleri kapsar.

Avrupa yı işgal olmaz ancak dinsel bazda dünya değişmiş ortada tek bir din kalmıştır İslam. İslamı kabul etmek istemeyen tek devlet ise Çin dir, ancak oda baskıyla boyun eğmiştir.Yıl 2014. Kıyamete doğru Çin bu içinde kalmış İslam karşıtı çalışmalarıyla artık ABD nin yerini alacak ve yecüc mecüc olarak dünya sahnesine sonraki yıllarda çıkacaktır.

İşte size 2010-2014 Dünya savaşı ve Dinler savaşı sonuçları komplo teorisi.İnşallah savaş çıkmaz ancak dini söylemler ve teyitler , hadisler bunun olacağı yönünde Biz istesekte istemesekte savaş üzerimize yazılmışsa yapılacak tek şey Allah takdirine , vadine uymak olacak. Kaçanlara yazıklar olsun. Gelecekte cennet bir dünya olacaksa...

ÜMMETİN ÖMRÜ

Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen dünyanın ömrü ile ilgili söz konusu sekiz hadis şöyledir:

İbni Asakir diyor ki: Ebu Said Ahmed b. Muhammed Bağdadi (aradaki ravi silsilesi ile) rivayet etti. Enes b. Malik (ra)'dan O dedi ki, Resulullah (sav) buyurdu: Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah Teala onun için, gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle geçirmişçesine  ŞU DÜNYANIN YEDİ BİN YILLIK ÖMRÜ MÜDDETİNCE SEVAP YAZAR.
İbni Abiyy diyor ki: Ebu İshak, İbrahim b. Abdullah Nebti, (aradaki ravi silsilesi ile) rivayet etti. Enes b. Malik (ra)'dan O dedi ki, Resullullah (sav) buyurdu: DÜNYANIN ÖMRÜ, AHİRET GÜNLERİNDEN YEDİ GÜNDÜR. ALLAH TEALA BUYURDU Kİ: "SENİN RABBİNİN YANINDAKİ BİRGÜN, SİZİN SAYDIĞINIZ BİN YIL GİBİDİR." 
İbni Ebi Dünya, Zemmil Emel'inde diyor ki: Ali b. Said, Hamza b. Hişan'dan, O da Said b. Cubeyr'den rivayet ettiler ki, DÜNYA, AHİRET HAFTALARINDAN BİR HAFTADIR.
İbni Ebi Hatem, Tefsir'inde İbni Abbas'dan rivayet etti ki: DÜNYA, AHİRET HAFTALARINDAN BİR HAFTA OLUP, YEDİ BİN SENEDİR VE BUNUN ALTI BİNİ GEÇMİŞTİR.
İbni Abbas'dan sahih olarak nakledilen şöyle bir rivayet vardır. O DEDİ Kİ: DÜNYA YEDİ GÜNDÜR. HER BİR GÜN BİN YIL GİBİDİR. VE RESULULLAH (SAV) DE ONUN SONUNDA GÖNDERİLDİ.
Ashabı Kiramın gördüğü bir rüya Tabarani Kebir'inde diyor ki, Ahmed b. Nadr el-Askeri ve Cafer b. Muhammed-ül Feryabi nakletmişler ki; (Ravi silsilesi ile) Dakkak b. Zeyd-i Cüheni'den rivayet ettiler. O dedi ki: Ben gördüğüm bir rüya'yı Resullullah (sav)'e anlattım. Bu rüyada Peygamber (sav) yedi basamaklı bir minberin en üst basamağında idi. O BUYURDU Kİ: YEDİ BASAMAKLI GÖRDÜĞÜN MİNBER ŞU DÜNYANIN ÖMRÜ OLAN YEDİ BİN SENEDİR, BEN DE ONUN SON BİNİNDE OLACAĞIM.
İbni Abd-il Hamid, Tefsir'inde diyor ki; Muhammed b. Fadl, Hammad b. Zeyd'den, O da Yahya b. Atik'den, O da Muhammed b. Sirin'den, O da Müslüman olmuş kitap ehli birisinden rivayet ettiler ki:ALLAH, GÖKLERİ VE YERLERİ ALTI GÜNDE YARATMIŞTIR. RABBİMİN YANINDA BİR GÜN, SİZİN DÜNYA HAYATINDA SAYDIĞINIZ BİN YIL GİBİDİR. VE DÜNYANIN ECELİ ALTI GÜNDÜR, YEDİNCİ GÜNDE KIYAMET KOPACAKTIR. ALTI GÜN GİTMİŞTİR VE SİZ YEDİNCİ GÜNDESİNİZ.
..........................
* İslâm bilginlerinin seçkinlerinden olan İmam Celâleddin Suyûtî, kıyâmet alâmetlerinden söz eden "El-Keşfü Fi Mücâzeveti Hazin…" adlı kitabında Peygamber (sav) Efendimizin şöyle dediğini haber vermiştir: “Bu ümmetin ömrü bin seneyi geçecek, fakat bin beş yüz seneyi aşmayacaktır.”

* İmam-ı Rabbânî (K.S) Hazretleri bir tespitte bulunur. Bu tespit şudur: 
Resûlullah (S.A.V)'in vefatı ile birlikte bu ümmetin evveli başlar, yani ilk beş yüz yıllık dilim. Bu dilim hicri 0–500 (miladi: 623–1123) yılları arasıdır.

Ortası yani ikinci beş yüz yıllık dilim hicri 500–1000 (miladi: 1123–1623) yılları arasıdır.
Âhiri, yani son dilim ise hicri 1000–1500 (miladi: 1623–2123) yılları arasıdır. 

 * Muhammed Erzincan-i Hazretleri (K.S) sohbetlerinde (11.02.2008 akşamı yaptığı sohbetinden) bu konuya değinerek;  Zatından nakil : “ Büyüklerden (Üstad’ımın verdiği isim hatırlanamadı) buyurdular ki :


Evvel saniye döner, 1400 de her şey tamam olur. Burada "sani" ikinci bin manasında, "evvel saniye döner" yani  Hicri 1428 yılındayız. İkinci bin içindeyiz. Kıyamet çok yakınımızda, alametleri tamam oldu. Diyeyim ki 75 sene, olsun da bir asır… Kıyametin bir saatini bilmiyorum" 



HADİSLERİN İŞARET ETTİĞİ ALAMETLER




    Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), kıyametten önce gerçekleşecek olan alametleri bundan 1400 yıl öncesinde hadis-i şeriflerinde detaylı olarak tarif etmiştir. 

     Buna göre; savaşlar, anarşi, fakirlik, cinsel dejenerasyon artacak; doğal afetler sıklaşacak; insanlar güzel ahlaktan uzaklaşacak; sahte peygamberler ortaya çıkacaktır. Tüm bunların ardından, Allah Hz. Mehdi’yi vesile kılarak İslam ahlakını bütün dünyaya hakim edecektir.

     Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde yer alan bu bilgilerin gerçekliğini bize gösteren en önemli delil, bu olayların vakti geldiğinde tam tarif edildiği şekilde ve birbiri ardına gerçekleşmiş olmasıdır. Hadislerde bildirilen çok sayıda alamet, 1979’dan 2006’ya kadar yaşanan -dünya tarihine oranla- kısa bir zaman dilimi içinde "birbiri ardınca" gerçekleşmiştir.

Afganistan’ın Rusya tarafından işgali (1979)

     “Talikan"a (Afganistan"a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala"nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah"ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman Mehdi"sinin yardımcılarıdır.” (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)

     Hadiste Afganistan"ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret vardır. Gerçekten de Rusların Afganistan"ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir. Ayrıca bu rivayette Afganistan"ın maddi zenginliklerine dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan"da çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.

Dördüncü Sulh (Arap-İsrail Barışı) (1979)

     “Sizinle insanlar (bir nüshada Rumlar deniyor) arasında dört sulh olacak, dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi sene devam eder..."
(Kıyamet Alametleri, Osman Çataklı, 299/8)
Hadiste Hz. İsa ile birlikte yeryüzünde bulunacak olan Hz. Mehdi"nin alametlerinden biri haber verilmiştir. Bu alamete göre Müslümanlarla Müslüman olmayanlar arasında 4. kez bir barış anlaşması yapılacak, bu anlaşma 7 yıl sürecektir. İslam aleminden birçok kimsenin kanaati, hadiste geçen "4. Sulh"un, 1979"da ABD-İsrail ve Mısır arasında Amerika"da Camp David"de yapılan anlaşma olduğudur. (En doğrusunu Allah bilir.)

Kabe’de Kan Akıtılması (1979)

     “Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler... Hep birlikte Beyt-i Şerif"i tavaf edecekler, sonra Mina"ya indiklerinde birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak.” (Kıyamet Alametleri, s. 168-169)
     “İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler. Mina"ya indiklerinde büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır.” (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 35)
     Hadislerde "onun çıkacağı yıl" cümlesi kullanılarak, Mehdi"nin çıkış tarihinde Hac sırasında meydana gelecek bir katliama dikkat çekilmektedir. 1979 yılında, Hac sırasında gerçekleşen Kabe baskınında aynen böyle bir katliam yaşanmıştır. Çok ilginçtir ki bu kanlı Kabe baskını da ahir zamanın başlangıcının ve Mehdi"nin çıkışının diğer alametlerinin gerçekleştiği dönemin tam başında yani Hicri 1400 yılının ilk gününde, 1 Muharrem 1400 (21 Kasım 1979) tarihinde meydana gelmiştir.
Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek öldürme olayına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suudi askerleri ile saldırgan militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi, bu rivayetin kalan kısmını da doğrulamıştır.

İran-Irak Savaşı (1980)

     Şevval ayında ayaklanma Zilkade"de harb konuşmaları, Zilhicce"de ise harb vaki olacak.” (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 166)
     Hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları İran-Irak savaşının gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk gelmektedir: İran Şahı"na karşı olan ilk ayaklanma, bilindiği gibi, hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)"de olmuştur. Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştır.

Depremlerin Çoğalması

     “Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… depremler çoğalacak…” (Ramuz-El Ehadis, 476/11)
“Kıyametten önce iki büyük hadise vardır… ve sonra da zelzeleli yıllar.” (Ramuz-El Ehadis, 187/2)

     Son birkaç yıl içinde meydana gelen büyük ve sürekli depremler, dünya kamuoyunun gündeminde devamlı olarak ilk sıralarda yer almaktadır. Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine bakılırsa 1999 yılında, yeryüzünde 20.832 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde yaklaşık olarak 22.000 insan hayatını kaybetmiştir.
(Afganistan ve Endonezya depremlerinde ölen yaklaşık 500 bin kişi bu istatistiklere dahil edilmemiştir)

     Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi tarafından yapılan ölçümlere göre;
1556 yılı ile 1975 yılı arasındaki 400 yıllık dönemde meydana gelen deprem sayısı: 110 iken (5.0"dan büyük) 1980 yılı ile 2003 yılı arasındaki 23 yıllık dönemde meydana gelen deprem sayısı 1685 olmuştur. (6.5"dan büyük) Bir başka deyişle, 400 yılda kayıtlara geçen deprem sayısı 110 iken, Hz. Mehdi"nin çıkış alametlerine işaret eden 23 yıllık dönemde 1685 deprem yaşanmıştır.


Mısır Meliğinin Öldürülmesi (1981)

     “Ondan önce Şam ve Mısır melikleri öldürülecektir...” (El-Kavlu"l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)

     Mısır"ın yakın tarihi incelendiğinde hadiste de belirtildiği gibi, bir "meliğin" öldürüldüğü görülmektedir: 1970 yılında Mısır"ın başına geçen ve 11 yıl iktidarda kalan Enver Sedat.
Enver Sedat 1981 yılında bir resmi geçit sırasında muhalifleri tarafından düzenlenen bir suikast sonucunda hayatını yitirmiştir.

Ramazan Ayında Güneş ve Ay Tutulmaları (1981-1982)

     “Mehdi için 2 alamet vardır ki... Bunun birincisi, Ramazan"ın birinci gecesi Ay"ın; ikincisi de, Ramazan"ın ortasında Güneş"in tutulmasıdır.”
(El-Kavlu"l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)

     “... Güneş"in oruç ayının ortasında, Ay"ın ise sonunda tutulması...”
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 37)
     “Ramazan"da iki defa tutulma olacaktır...”
(El-Kavlu"l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 49-53)

     Hadislerde dikkati çeken en önemli nokta Ramazan Ayı"nın ortasında hem Güneş tutulmasının, hem de bir ay içinde "Ay"ın ve "Güneş"in iki kere tutulmasının gerçekte çok düşük bir ihtimal olduğudur. Bu, belli döneme denk gelmesi olasılığı açısından normal şartlarda gerçekleşmeyecek bir durumdur.
     Eğer bu hadislerde tarif edilen olaylar dikkatle incelenirse, rivayetler arasında çeşitli farklılıklar olduğu göze çarpar. Böyle bir durumda yapılacak en doğru şey, aynı olaya bakan farklı rivayetlerin ittifak ettikleri ortak yönleri tespit etmek olacaktır. Buna göre, hadis rivayetlerinin toplamından çıkan ortak sonuçlar şunlardır:

1. Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları olacaktır.
2. Bu tutulmalar ortalama 14-15 gün arayla olacaktır.
3. Bu tutulmalar iki kere tekrarlanacaktır.

     Bu tespitlere uygun olarak, 1981 yılında (Hicri-1401"de) Ramazan Ayı"nın 15. günü Ay, 29. günü de Güneş tutulmuştur.
     Yine "ikinci olarak", 1982 yılında (Hicri-1402"de) Ramazan Ayının 14. günü Ay, 28. günü de Güneş tutulmuştur.
     Ayrıca bu hadisede "Ay"ın Ramazan"ın tam ortasında DOLUNAY halinde tutulması ve dikkatleri çekecek bir alamet olarak belirmesi de son derece anlamlıdır.

     Bu olayların Hz. Mehdi"nin diğer çıkış alametleriyle aynı dönemde meydana gelmesi ve Hicri 14. yüzyıl başlarında, üst üste iki yıl (1401-1402) mucizevi bir tarzda tekrarlanması rivayetlerin işaretinin bu olaylar olabileceğini kuvvetlendirmektedir.

Şam Meliğinin Öldürülmesi (1982)

     “Ondan önce Şam ve Mısır melikleri öldürülecektir...”
(El-Kavlu"l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)
Şam kelimesi, yalnızca Suriye"deki Şam şehri için kullanılmaz. Şam Arapçada kelime anlamı olarak "sol" anlamına gelir ve eskiden beri Hicaz bölgesinin (Mekke ve Medine şehirlerinin bulunduğu bölge) sol tarafında kalan ülkeleri ifade eder. Şam bölgesi yöneticilerinden de suikaste uğrayan çok sayıda kişi olmuştur.

Kuyruklu Yıldızın Doğması (1986)

     “Mehdi"nin çıkışından evvel, (her tarafı) aydınlatan kuyruklu bir yıldız doğacaktır.” (Kıyamet Alametleri, s. 200)

     “O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir.” (El-Kavlu"l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53)

     “O yıldızın doğması, Güneş ve Ay tutulmasından sonra olacaktır.”
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)

     Hadislerde belirtildiği gibi:
1986 yılında (Hicri 1406"da) yani 14. yüzyıl başlarında "Halley" kuyruklu yıldızı Dünyamızın yakınından geçmiştir. Bu kuyruklu yıldız parlak, ışıklı bir yıldızdır.
Hareket yönü doğudan batıya doğrudur.
1981 ve 1982 (1401-1402) yıllarında meydana gelen Ay ve Güneş tutulmaları olayından sonra ortaya çıkmıştır.
     Bu yıldızın doğuşunun da diğer alametler ile aynı zamanda meydana gelmesi, Halley kuyruklu yıldızının hadiste işaret edilen yıldız olduğunu doğrular niteliktedir.

Tozlu Dumanlı Bir Fitne (2001)

     “Tozlu dumanlı, karanlık bir fitne görülecek,
bunu diğerleri takip edecek...” (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)
Bu hadiste ise, Hz. Mehdi"nin çıkışından önce, tozlu ve dumanlı, karanlık bir fitnenin görüleceğinden söz edilmektedir. Fitne, "insanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya hak ve hakikatten saptıracak şey, savaş, azdırma, karışıklık, ihtilaf, kavga" gibi anlamlara gelen bir kelimedir. Hadiste bu fitnenin ardında toz ve duman bırakacağı belirtilir. Ayrıca bu fitnenin "karanlık" olarak nitelendirilmesi, nereden geldiği belli olmayan, umulmadık bir olay olduğuna işaret kabul edilebilir. Bu açılardan bakıldığında söz konusu hadisin, 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri"nin New York ve Washington şehirlerinde meydana gelen, dünya tarihinin en büyük terör olayı olarak nitelendirilen saldırıya işaret etmesi muhtemeldir. Televizyon ekranlarında ve gazetelerde de şahit olunduğu gibi, bu iki büyük terör olayının ardından büyük bir toz bulutu ve duman çevreyi sarıp kuşatmıştır. Patlamalar sonucunda çöken binalar ise, daha büyük bir toz bulutunun oluşmasına neden olmuş, hatta çevredeki insanların üzerleri tamamen bu tozla kaplanmıştır. Bu olay, hadiste haber verilen ve Hz. Mehdi"nin çıkışının bir alameti olarak bildirilen "tozlu dumanlı, karanlık fitne" olabilir.


Peygamberimiz ( S.A.V.)’nin Kıyamet alametleri ve Ahir zaman ile ilgili hadislerinde bildirilenlerden bazıları:

• Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır.
• Dünya hercü merc içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazılarına hücum ettiğinde..
• Allah apaçık inkar edilmedikçe Kıyamet kopmaz.
• Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur.
• Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.
• Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde.. kıyamet yaklaşmış olacaktır.
• Kıyamet yaklaşınca.. kadınla yolun ortasında cinsel münasebette bulunacak kadar haya ortadan kalkar.
• Cinayetler artmadıkça.. kıyamet kopmaz.
• Fırat nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır.
• Fırat nehri’nin suyu çekilerek altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim, o zaman orada bulunursa o hazineden bir şey almasın.
• Dünyanın harap olmuş yerlerinin imarı, imar edilmiş yerlerin tahribi kıyametin şart ve alametlerindendir.
• Mehdi için 2 alamet vardır.. Bunların birincisi, Ramazan’ın birinci gecesi Ay’ın ikincisi de ortasında Güneş’in tutulmasıdır.
• Mehdi’nin çıkmasından önce Ramazan içinde Güneş iki defa tutulacaktır.
• Ramazan’da iki defa Ay tutulması olacaktır.
• O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görülecektir.
• O yıldızın doğması, Güneş ve Ay tutulmasından sonra olacaktır.
• Şark tarafından bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir. Onun her günkü irtifi ( geçiş yönü ) meşrıktan mağribedir( doğudan batıya doğrudur ) .
• İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler. Mina’ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar ka gölü içinde kalır.
• O ( Mehdi ) , Güneş’ten bir alamet belirinceye kadar gelmeyecektir.
• Tozlu dumanlı, karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek..
• O’ndan önce Şam ve Mısır melikleri öldürülecektir.
• Şam ehli, Mısırlı kabileleri esir alacaklardır.
• Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır.. depremler çoğalacak..
• Kıyametten önce iki büyük hadise vardır.. ve sonra da zelzeleli yıllar.
• Yüksek yüksek binalar inşa edilmedikçe.. kıyamet kopmaz.
• Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır..Yüksek binalar yapmada insanlar birbiri ile yarışacak.
• Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır.. Zaman kısalacak ve vasıtalarla mesafeler kısalacak.
• Zaman kısalıp sene ay, ay hafta, hafta gün, gün saat, saat de ateş tutuşturacak kadar az bir zaman olmadıkça kıyamet kopmaz.
• Kişiye kamçısının ucu konuşmadıkça … kıyamet kopmaz.
• Kişiye kendi sesi konuşmadıkça… kıyamet kopmaz.
• O günün alameti: Semadan ( gökyüzünden ) bir el uzanacak ve insanlar ona bakacak ve göreceklerdir.
• O günün alameti semada ( gökyüzünde ) uzatılmış ve insanların kendisine bakıp durduğu bir eldir.
• İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde karşılığında yedi yüz ölçek bulacaklar.. İnsan birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir… Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek.
• Onun zamanında… ömürler uzayacaktır.
  

İSTANBUL'UN MEHDİ TARAFINDAN FETHİ


Fatih Sultan Mehmet padişahlığının birinci senesinde zamanın bütün bilginlerini ve devlet adamlarını Edirne`de topladı. Onlarla İstanbul`un fethini görüştü ve görüşlerini aldı. Hiçbiri fethe razı olmadı. Sebep olarak da, İstanbul`un fethinin ancak Mehdi`ye nasip olacağını ileri sürdüler.


Padişahı savaştan alıkoydular. Nihayet Akşemseddin durumu öğrendi ve dedi ki; "İstanbul`u evvela Fatih Sultan Mehmet Han fetheyleyecektir. Daha sonra Frenkler alacaklar, Mehdi işte onlardan İstanbul`u kurtaracak, fetheyleyecektir. Fatih de sözüne itibar etti, inandı ve hazırlığa başladı." (Avni İlhan, Mehdicilik, s.149)


İstanbul’un manevi fethi artık çok yakındır… Çünkü secde kardeşlerimin birer birer görünme zamanı yaklaşmaktadır… Şam üzerine gidildiği an, İstanbul’un manevi iklimi hareketlenecektir! Çünkü şeytan, dünyayı ‘Şam’la oyalayıp, Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya saldıracaktır…  (Hayati Sır)


MEHDİ HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER



MEHDİ HADİSLERİ
* Hz Mehdi çıkmazdan evvel bir alamet;

"Şevval ayında kabileler arası çete savaşı, zilkade ayında şiddetli sıcak bir günde büyük kargaşalar yaşanacaktır. Zilhicce ayında ise Mina'da hacılar yağmalanıp o kadar insan öldürülecektir ki, Cemre (şeytan taşlama yerin)de akan kanlar sel hâlini alacaktır.." melhamei kübra yani büyük savaş Antakyadaki Amik ovasında gercekleşecektir.

* Bir hadis daha: "Rum(Romalılar), A'mak veya Dâbik'a (Halep ve Antakya yakınlarındaki Amik ovasına ya da Mercidabık'a) inmedikçe kıyâmet kopmayacaktır."

Yorum: (Hatay ve Halep civarına sayısı milyonlara varan asker konuşlandırılacaktır. Hadisteki Rumlar büyük ihtimalle hristiyan batılılardır. 80 sancak tabiri Birleşmiş Milletler askerleri olduğu izlenimini uyandırıyor. Türkiyenin saldırıya uğraması durumunda Türkiye’yi savunmaya gelen askerler saldırgan güçlerin defedilmesinin ardından anlaşılan Türkiye’den çıkmak istemez. Bu durumda onların çıkarılması için Ulukışla savunması yapılır.)



* Günümüze işaret eden başka bir hadis ;

Mehdi çıkmadan önce Mağrip'te karışıklıklar, fitneler ve korku olacak. Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak. (Ölüm -Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440)

Günümüzde Mağrip, dar manada Tunus, Cezayir, Fas ve Batı Sahra’yı içerir. Libya ve Moritanya’nın da bunlara eklenmesiyle “Geniş Mağrip” diye adlandırılabilecek bölge ortaya çıkar.Arap baharı dedikleri karışıklıklar tamda bu bölgelerde başlamıştı.Bu durumda Hz.Mehdi'nin ortaya çıkması için gereken şartlar oluşmaya başlamış demektir.

  Hz. Mehdî nerede, hangi millet içinde vazife yapacaktır ?
Hz. Mehdî'nin neseben Âl-i Beytten olduğuna dair rivayetler vardır.* Ancak bu, Hz. Mehdî'nin illâ Araplar arasında çıkacağını göstermez. Hatta hadislerden Arapların dışında zuhur edeceğini çıkarmak bile mümkündür. Meselâ Tirmizî'de yer alan bir hadiste, “Hz. Mehdî'nin Araba hakim oluncaya kadar Kıyametin kopmayacağından”1 söz edilir ki, buradan Arapların içinde çıkmayacağını anlıyoruz. Çünkü Araba hâkim olmak için onların dışında olmak gerekir.

Bir rivayette, Hz. Mehdînin Doğu tarafından çıkacağı bildirilir.2
İbni Haldun ve Kurtubî, yukardaki rivayeti teyid eder tarzda Hz. Mehdî'nin Meşrık, Horasan ve Amuderya taraflarından geleceğini kaydetmektedirler.3 Kurtubî'nin onun Kuzey Afrika'dan çıkacağını söylemesi ise, o günlerde bir ıslahatçı ve mehdîye duyulan ihtiyaç sebebiyledir.4

Başka bir hadis-i şeriften ise şunu öğreniyoruz: Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdîye zemin hazırlayacaklar, yani Hz. Mehdî onlar arasında hükümran olacaktır.5

Bu hadis Doğuda bulunan veya Doğudan gelen bir millet içerisinde çıkacağını göstermektedir ki,—Allahu a'lem—bunlar o zamanlar Doğuda bulunan, sonradan Anadolu'ya yerleşen Türklere işaret etmektedir.

İs'afü'r-Rağıbîn'de buna daha da açıklık getirilmiştir. “Mehdî Rum'dan,** Türklerden ayrılmayacaktır.”6

Birçok hadis kitabıyla birlikte Hakim'in Müstedrek'inde yer alan, Buharî ve Müslim'in şartlarına uygun gördüğü bir hadis-i şerifte ise siyah sancaklılar diye nitelendirilen bu topluluğun kahramanlıklarına dikkat çekilir :
“'Hazinelerinizin yanında üç kişi savaşacak. Üçü de halife oğludur. Fakat hiçbiri halife olamaz. Sonra Doğu tarafından bir takım siyah sancaklılar belirir ve öyle bir savaşırlar ki, böyle bir savaşı hiçbir kavim yapmamıştır.' Peygamberimiz daha sonra bir kısım şeyler söyledi ki hafızamda kalmadı. Devam edip şöyle buyurdular: 'Siz bu siyah sancaklılarla gelen zâtı gördüğünüzde kar üzerinde emekleyerek de olsa gidip ona bîat ediniz. Çünkü o Allah'ın halifesi Mehdî'dir.'”7

Kitabü'n-Nihaye'de yer alan rivayette ise Hz. Mehdî'nin bu siyah sancaklılarla teyid edileceği, ona muvafakat edecekleri ifade edilmektedir.8

Seyyid Ahmed Hüsameddin (r.a.) İstihraçnâme'sinde Mehdînin doğuş yeriyle ilgili şöyle bir not düşmüştür:

"Müslümanlardan bir zât gelecek, bu zâtın şerefi, Kafkasya'nın en ulu dağından etrafa güneşin şuâı gibi şûlenisar olacaktır."9

Bütün bunlar, Hz. Mehdînin yoğun faaliyetini Türkler içerisinde yürüteceğini göstermektedir.

Düşmanlarının ehl-i içtihad âlimlerinin mukallidleri olduğunu, Mehdînin kendi imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan hoşlanmayacaklarını, fakat karşı da gelemeyeceklerini söyleyen Muhyiddin Arabî, onun kılıncının ise "kardaş"ları olduğunu söyler. Bu kılınçtan korktukları için ister istemez hâkimiyetine boyun eğerler. Muhyiddin Arabî şöyle devam eder:
"Onun açık düşmanları fukahâ olacak. Elinde kılıncı, yani "kardaşları" olmasa idi katliyle fetvâ vereceklerdi. Lâkin Cenab-ı Hak, onu keremiyle ve kılınç ile tathir edecek; onlar ona itaat edeceklerdir. Çünkü halk arasında imtiyazları kalmayacak, hattâ ahkâm hususunda ilimleri de azalacak. Mehdî'nin gelişiyle âlimlerin hükümlerindeki ihtilâflar da giderilecek. Ondan hem korkacaklar, hem de bir şeyler umacaklar. Kalben ondan nefret edecekler, fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler."10

 Benî Asfar'ın gadri" diye Antakya'daki "Melhame-i Kübra" (Büyük Savaş), onların gadriyle alâkalı olacak. Dost görünecekler, müttefik görünecekler; ondan sonra hıyanet edecekler!..
 35/13. Batı tarafından gelen bir fitne, doğu tarafından gelen bir fitne ile karşılaşınca, Şam'ın ortasında toplanın. O gün yerin altı üstünden daha hayırlıdır.


Hz. İbn-i Abbas RA:  354/13. Allah bu ümmete Deccal ile Melhamenin kılıcını birden vermez.
Hz. Muaz RA:  298/1. Yakında siz Rumlar'la emin bir sulh yapacaksınız. Sonra siz gaza edeceksiniz. Onlar da gerinizde sizin gaza ettiğinize düşman olacaklar. O harpten muzaffer çıkacak ve ganimet alacaksınız. Sonra yeşil bir ovaya konacaksınız. Orada bir Rum neferi salibini kaldıracak ve diyecek ki: "Haç galip geldi." Ona müslümanlardar biri karşı koyup, kendisini öldürecek. Bunun üzerine Rumlar muahedeyi bozacak ve gadredecek. Büyük muharebeler olacak. Sizin için toplanacaklar ve seksen sancak halinde üstünüze gecekler. Her bir sancak altında onbin (on iki bin) kişi olarak. (Amik Ovası'nda önlenecek olan hadise) Hz. Zu Mihmer RA

Not: Görüldüğü gibi Rumlar (Hristiyanlar) bir düşmana karşı müslümanlara yardım maksadı ile, müttefik olarak, Amik ovasına 960 000 kişilik, 80 tümenlik bir kuvvet getirdikten sonra, müslümanların o düşmana galib gelmesi üzerine anlaşmayı bozub, gadirlik yapacaklar ve müslümanlar üzerine hücum edecekler. Bu harbe Melhame-i Kübrâ deniyor ve Antakya'da Amik Ovası ve civarında cereyan edeceği anlaşılıyor. Bu harbde merkez Şam'da bulunuyor ve müslümanların başında kumandan olarak Hz. Mehdi AS bulunuyor. Ve Allah'ın inayeti ile müslümanların bu harbi de kazanacakları anlaşılıyor.

518/4. Benden sonra hulefâ, hulefadan sonra umerâ, umerâdan sonra melikler, meliklerden sonra cebâbire, cebâbireden sonra ise ehl-i beytimden bir kimse gelir de, o yeryüzündü adaletle doldurur. Ondan sonra da kâhtani gelir. Beni gönderen zâta kàsem ederim ki, o, diğerlerinden dûn değildir.
Hz. Abdurrahman ibn-i Kays RA:  477/6. Kâhtandan (Yemen'de bir yer) bir adam çıkıp da asası ile insanları sevk etmedikçe kıyamet kopmaz.

Hz. Saad RA: ŞU ANDA DAĞINIK OLAN TÜRK DEVLETLERİ BİRLEŞEREK HZ. MEHDİ (A.S)'YE YARDIM EDECEKLERDİR

... İbrahim bin Übeydullah bin Alâ babasının şöyle dediğini nakleder. İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: Emirülmüminin aleyhisselam (Hz. Ali) kendisinden sonra Kaim'in kıyamına kadar gerçekleşecek olan olaylardan bahsetti. ...VE KÖŞE BUCAKTA BENİM OĞLUMA (HZ. MEHDİ (A.S)'YE) YARDIM EDECEK OLAN DAĞINIK TÜRK BAYRAKLARI ZUHUR EDECEK. (Gaybeti numani, s. 323)

...Allah ona (MEHDİ'YE) Rum'u, Deylem'i, Sind'i, Hindistan'ı, Kabilşah'ı ve Hazar'ı FETHETTİRECEKTİR. (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 274)

MEHDİ'NİN BAYRAĞI

HZ. MEHDİ (A.S.) ÖNCE TÜRK BAYRAĞIYLA TÜRKİYE'DE ORTAYA ÇIKACAK; SONRA DA YEŞİL BAYRAKLARI OLAN DİĞER ÜLKELERİN MANEVİ ÖNDERLİĞİNİ ÜSTLENECEKTİR


O yılda KIRMIZI BAYRAĞIN VE SONRA YEŞİL BAYRAĞIN SAHİBİ OLAN OĞLUM'UN (HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN) gaybeti ilan olunacaktır.
(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 170)

Peygamberimiz (sav)'in hadisinde haber verildiğine göre, Hz. Mehdi (a.s.) önce Türk bayrağıyla Türkiye'den çıkacak, daha sonra da yeşil bayrak sahibi olan İslam ülkelerine de manen hakim olacaktır. Türk İslam Birliği'nin oluşmasına vesile olacak ve bu birliğin manevi liderliğini üstlenecektir.        harunyahya


MEHDİNİN ZUHURU

FATİH1453:  Malatya evliyalarından şeyh Muhammed Kırçal vefatından birkaç sene önce sohbetinde şu sözleri sarf etmişti: “Mehdiy-i resul aramızda, ama kendini bilmiyor. Annesinin ismi Emine, babasının ismi Abdullah, kendi ismi de Ahmed’dir” (islamiforum)

Dervisan_esma: Haznevi bir arkadasim var, dedigine göre Suriyede'ki Haznevi Alimleri birkac sene kaldi Mehdi aleyhisselamin zuhuru icin diyorlar... (DelikanForum)

Mehmed Şevket Eygi:  (Mehdi As.'ı kastederek) 1962’de Suriye taraflarında doğmuş olan ve Resulullah Efendimizin sülalesinden olan bir zatın zuhur ve huruc edeceğini sanıyorum. (Milli Gazete 2008-10-14)

Hz. Mehdi'nin Zuhuru:

"Meşrik (doğu) cihetinden siyah bayraklar (taşıyan bir ordu) zuhur edecek, ..., onları görünce onlara derhal biat edin, kar üzerinde emekleyerek de olsa!" buyurdular. Çünkü o, Allah'ın halifesidir, Hz. Mehdidir." (İbn-i Mace; Kitabu-l Fiten, 4084)

Çok zaman evvel bir ehl-i velâyetten işittim ki; O ZAT, eski velilerin gaybi işaretlerinden istihrac etmiş (bir anlam çıkartmış) ve kanaati gelmiş ki: “Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid’atlar zulümatını (dine sonradan girmiş olan hurafelerin oluşturduğu karanlığı) dağıtacak.” Ben, böyle bir nurun zuhuruna (ortaya çıkışını) çok intizar ettim (gözledim) ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle O NURANİ ZATLARA zemin izhar ediyoruz (hazırlıyoruz). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 189, Mektubat, 34)